dikkat edecek olursak sürekli düşmanlar türetiliyor.
yunanistan; ezelden beri çeşitli sorunlarımız var. 12 ada sorunu, sınır sorunu, kıbrıs sorunu...
güney kıbrıs rum cumhuriyeti; her fırsatta kktc'ye yapılan haksızlıklar karşısında her ne kadar kendilerini resmi olarak tanımasak da 30 yıldır sürtüşmeler yaşıyoruz.
ermenistan; sözde soykırım olayı, hocalı katliamı muhabbetiyle sürekli sorunlar yaşıyoruz..
pkk; içimizdeki bitmeyen kanlı yara. on yıllar geçti hala çözülemedi..
suriye; özgürlük isteyen müslümanları, sivilleri katliama tabi tuttuğu için düşmanlık yaşıyoruz. yeni ama etkisinin uzun süreceği bir gerçek (esadın gitmemesi durumunda)
israil; filistinli halka etmediğini bırakmayan sırf müslüman diye insanlara yapmadığını bırakmayan devlet.
fransa; her yerde bize karşıtlığını cesurca belirten devlet. ab müzakerelerinde, ticari anlaşmalarda ve şimdi de sözde ermeni soykırımına verdiği destekle..
Bu elbette pek iç açıcı bir durum değil. dünya üzerinde kesinlikle en fazla düşmana sahibolan ülkeyiz. fakat unutmayalım bu yeni düşmanların türemesi kesinlikle türkiyenin potansiyelinin arttığının göstergesidir. evet; bir yerde peynir varsa fareler türer, boş tasa hiçbir fare aldırış etmez.
Perşembe, Aralık 22, 2011
Meksika Bir Başka !
Meksika Kongresi, silahlı Ermeni güçlerinin Azerbaycan'ın Hocalı kentinde yaptığı katliamı kınayan kararı kabul etti. Meksika,'Hocalı katliamını', 'soykırım' olarak niteledi.
Fransa Meclisi'nin 'sözde Ermeni soykırımı iddialarını inkâr edenlere hapis cezası öneren' yasa tasarısını kabul etmeye çalıştığı bir sırada Meksika Kongresi Ermenistan'ı ve Paris'i şok edecek bir karar kabul etti.
Meksika Kongresi, silahlı Ermeni güçlerinin Azerbaycan'ın Hocalı kentinde yaptıkları katliamı kınayan bir karar kabul etti. Meksika,'Hocalı katliamını', 'soykırım' niteliğinde değerlendirdi.
Meksika Kongresi kınamasında, Ermeni silahlı kuvvetlerince kategorik olarak yapılan işgalde özellikle Hocalı'da işlenen katliamın soykırım niteliğinde olduğunu vurgulandı.
Ayrıca Meksika'nın, Ermeni hükümetinden, Birleşmiş Milletler kararları çerçevesinde işgal ettiği Azeri topraklarından askerlerini çekmesini istediği de aktarıldı.
26 Şubat 1992 yılında Ermeniler tarafından 83'ü çocuk ve 106'si kadın olmak üzere toplam 613 kişi Hocalı'da öldürülmüştü. Bölgede bin 275 Azeri vatandaşı kişi esir düşmüş ve 150 kişi ise hala kayıp.
Vicdanın dini, bayrağı, kültürü olmaz. Eyvallah Mexico !
Fransa Meclisi'nin 'sözde Ermeni soykırımı iddialarını inkâr edenlere hapis cezası öneren' yasa tasarısını kabul etmeye çalıştığı bir sırada Meksika Kongresi Ermenistan'ı ve Paris'i şok edecek bir karar kabul etti.
Meksika Kongresi, silahlı Ermeni güçlerinin Azerbaycan'ın Hocalı kentinde yaptıkları katliamı kınayan bir karar kabul etti. Meksika,'Hocalı katliamını', 'soykırım' niteliğinde değerlendirdi.
Meksika Kongresi kınamasında, Ermeni silahlı kuvvetlerince kategorik olarak yapılan işgalde özellikle Hocalı'da işlenen katliamın soykırım niteliğinde olduğunu vurgulandı.
Ayrıca Meksika'nın, Ermeni hükümetinden, Birleşmiş Milletler kararları çerçevesinde işgal ettiği Azeri topraklarından askerlerini çekmesini istediği de aktarıldı.
26 Şubat 1992 yılında Ermeniler tarafından 83'ü çocuk ve 106'si kadın olmak üzere toplam 613 kişi Hocalı'da öldürülmüştü. Bölgede bin 275 Azeri vatandaşı kişi esir düşmüş ve 150 kişi ise hala kayıp.
Vicdanın dini, bayrağı, kültürü olmaz. Eyvallah Mexico !
Cumartesi, Aralık 17, 2011
Çarşamba, Kasım 23, 2011
Zapatista Sen Benim Kardeşimsin !
MAYALI MÜSLÜMANLAR'DAN ZAPATİSTA ULUSAL KURTULUŞ ORDUSU'NA DESTEK
Bayram namazı da kılan Mayalı Müslümanlar, Meksika'nın en yoksul eyaletlerinden Chiapas'ta yerleşik silahlı devrimci bir grup olan , Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu (EZLN)'nu da destekleme kararı aldılar.
Meksika'nın kenar mahallelerinden birinde gözden uzak çamurdan bir cami faaliyetine devam ediyor.
Meksika'nın güneyinde bulunan Chiapas bölgesindeki camide bölgede yaşayan sayıları yaklaşık 500'ü bulan Müslüman yerliler ibadet ediyor.
Salvador Lopes bu camide ibadet eden Müslümanlardan sadece biri... Lopes, Chiapas bölgesindeki mevcut yoksulluğa dikkat çekiyor ve az sayıdaki Müslümanların kendi çabaları ile çamurdan cami inşa ettiklerini dile getiriyor.
Geleneksel yollarda tedavi yollarının kendisine öğretildiğini belirten Lopes; bu bölgede farklı inançların bulunduğunu söyledi...
Geleneksel yollarda tedavi yollarının kendisine öğretildiğini belirten Lopes; bu bölgede farklı inançların bulunduğunu söyledi...
Cuma, Kasım 18, 2011
"Marcos, San Francisco'da bir eşcinsel, Güney Afrika'da bir karaderili, Avrupa'da bir Asyalı, İspanya'da bir anarşist, İsrail'de bir Filistinli, San Cristobal sokaklarında bir Kızılderili, Neza'da bir çete üyesi, Ulusal Üniversite'de bir rockçı, galerisi veya mevkii olmayan bir sanatçı, Bosna'da bir barış taraftarı, Meksika'daki herhangi bir şehrin herhangi bir mahallesinde bir cumartesi gecesi evde yapayalnız bir ev kadını, arka sayfalara yer dolduracak haber yazmak zorunda bırakılan bir muhabir, gece saat 10'da metroda yalnız başına bir kadın, topraksız bir köylü, işten atılmış bir işçi, mutsuz bir öğrenci, serbest piyasa ekonomisinin tam ortasında bir muhalif, ne kitabı ne de okuyucusu olan bir yazar ve tabii ki Meksika'nın güneydoğusunda bir Zapatista'dır."
Salı, Kasım 15, 2011
Behzat Ç Seni Kalbime Gömdüm Film Analizi
Pek çok Behzat ç. hayranı “Seni Kalbime Gömdüm” adlı filmi çok büyük merakla bekledi. Diziden inanılmaz keyif almış insanlar Emrah Serbes’in ikinci kitabı olan Son Hafriyat’ın sinema perdesine yansımasını merak ediyorlardı.
Arkadaşımla birlikte izlemeye gittiğim filme karşı beklentim büyüktü. Çünkü efsane bir final yapmış bir diziye yakışan çok daha iyi bir yapımla karşımıza çıkmaktı. Son Hafriyat kitabını izlemiş biri olarak dizi’den tanımadığımız “Red Kit” karakterine karşı çok büyük merakım bulunuyordu. Çünkü bu karakter Behzat Ç.’nin ve ekibinin uğraştığı klasik türden bir katil değildi. Geçmişten kalma bir intikam arzusu vardı, bunu da kendi tarzınca yerine getiriyordu. Açıkçası Red Kit’in geçmişine baktığımızda da intikam almayı istemesi kadar normal bir şey olamazdı. Red Kit başrolünde bir dizi olsaydı ve bu dizide behzat ç. ile karşılaşsaydık emin olun ki bütün küfürleri Behzat Ç.’ye eder Red kit’in kazanmasını isterdik.
Film başladığında yüksek çözünürlük ve sansürsüz küfürler oldukça keyif verdi. Bildiğimiz Behzat Ç. ekibi her zaman olduğu gibi çalışıyordu. Bu süreçte moralimi bozan ilk karakter olay yeri inceleme rolünde oynayan Cansu Dere oldu. Klasik sert kadın tipinde takılan sonra da sert davrandığı kişiye aşık olan kezbanımsı türk kadını tiplemesiydi. Daha da moral bozucu olanı böyle bir karakterin kitapta yer almamasıydı. Aslında böyle bir karakter vardı fakat bize yansıtılanın tam tersiydi. Son Hafriyat kitabında akıl hastalığı bulunan kişi direkt olarak eski ahlakçı polisin kızıydı. Sürekli Çelik robotu isteyip duruyordu. Tamamen popülist kaygılarla kitaptaki roller değiştirilmiş “hoş bir hatun atalım filme, yeşillik olur” anlayışıyla davranılmış. Kurtlar Vadisi filminde Sharon Stone’un oynatılmasıyla aynı mantık. Onlar en azından öpüşmüştü burda o da olmadı.
Keşke filmdeki tek hayal kırıklığı Cansu Dere olsaydı, eminim bu hayal kırıklığını bir şekilde telafi edebilir, hatta görmezden gelebilirdik. Ama son hafriyat’ın baş rolü sayılabilecek bir karakter olan Red Kit’i o kadar az gördük ki neredeyse figüran bir roldeydi diyebiliriz. Red Kit’in neden intikam almaya çalıştığı, neden evcil hayvanları gömdüğü izleyiciye doğru düzgün sunulmamış bile. Askerde yaşadıklarını, yurt müdürüyle yaşadıklarını, bir odada günlerce kapalı tutulması asla ve asla anlatılmadı. İzleyicilerin 2 dk’lık “kedim nerde lan” “balığım nerde lan” sorularıyla konu hakkında fikir sahibi olduklarını hiç sanmıyorum. Halbuki Emrah Serbes bunu kitapta o kadar güzel vurgulamıştı ki insan okurken ağzınızın suyu akıyordu.
Tüm bu ihmallerin ardından Behzat Ç. karakterini gözden düşürecek bir son sahne vardı ki insanın aklına zarardı. Bu konudan hem spoiler olduğundan ötürü hem de hakkında ayrıntılı bir yorum yapmak istediğimden daha sonra bahsedeceğim. Film hakkındaki yegane yorumum o efsane finalli sezondan sonra çekmeseler de olurmuş diyorum. Hatta çekmeseler daha iyi olurmuş..
Muhhammed Eminoğlu
Cumartesi, Kasım 12, 2011
Pazartesi, Ekim 24, 2011
İnsanların hayatına müzik ve aşk enjekte ederek ırkçılığı ve nefreti gerçekten tedavi edebileceğine inanıyordu. Bir barış mitinginde sahneye çıkacağı sırada silahlı biri evine geldi ve onu vurdu. İki gün sonra o sahneye çıktı ve şarkı söyledi. Ona nedenini sordukları zaman "bu dünyayı daha kötü yapmaya çalışan insanlar bir gün bile dinlenmiyorlar.Ben nasıl dinlenebilirim ki?" dedi. İşte onu Bob Marley yapan ruh burada gizli...
Pazar, Ekim 23, 2011
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
























